Edebiyat

Oğuz Türkçesinin Anadolu’daki İlk Ürünleri 13-14. Yüzyıl (Edebiyat)

1071’den itibaren Anadolu’yu vatan edinen Atalarımız, bu topraklarda Anadolu Selçuklu Devletini ve Selçuklu Medeniyetini kurdu. Kurdukları adaletli ve insani yönetimi sayesinde Anadolu’da yaşayan insanların gönüllerini fethetmesini bildi. Bu yüzyıllarda Anadolu’nun Türkleşme ve İslamlaşmasında Tasavvuf düşüncesi ve hareketleri büyük rol oynadı.

Tasavvuf Allah’ın varlığını bilme kahinat ve insanın yaratılış sebebini anlama insanı mükemmel ve olgun bir varlık haline getirebilme anlayışıdır. Vahdet-i Vücud tek tanrı, tek vücut anlamına gelir. Kahinatı insanı ve herşeyi yaratan odur.
Tasavvufa göre iki türlü varlık vardır.
1-) Asıl varlık Allah’tır. O  ölümsüzdür.
2-) Onun dışındaki herşey sonradan yaratılmıştır, ölümlüdür.
Bu Tasavvuflar gelip geçici olduğu için gölge varlık olan Dünya’ya değer vermezler.

Tasavvufun asıl amacı insanı olgunlaştırmak, kamil insan yapmaktır. Tasavvuf yoluna Tarikat denir. Tarikat esasen yol demektir. Tasavvuf okullarına Tekke ve Dergah denir.
Selçuklu ve Osmanlı döneminde Medreselerde ;

  • Dil
  • Matematik
  • Tıp
  • Astronomi
  • Din Bilimleri

gibi dersler öğretilirdi. Bu medreselerde yetişenler devlet kurumlarında görevlendirilirdi. Dergahlarda yetiştirilen insanlar kendilerini eğitir. Başkalarına faydalı olmayı amaçlardı.

Tasavvufta Allah Hüsn-ü Mutlak’tır. Bütün güzelliklerin sahibi odur. Allah’ı tanıyan insan onun kusursuz güzelliğine aşık olur. Kahinatta gördüğümüz bütün güzellikler onun eseri ve onun güzelliğinin yansımasıdır. Allah’a aşık olan kişi onun emirlerine severek uyar. Tasavvuf Allah’a yönelme eğitimi verir. Nefsi terbiye etmeyi kötü isteklerden vazgeçmeyi ahlakı güzelleştirmeyi kalbi Allah sevgisiyle doldurmayı amaçlar

Tasavvuf düşüncesine göre aşk ikiye ayrılır;
1-) İlahi Aşk : Allah’a duyulan aşk
2-) Mecazi Aşk : İnsan ve başka şeylere duyulan aşk

Yunus Emre

Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 1241 yılında doğduğu rivayet ediliyor. Tapduk Emre dergahında uzun zaman hizmet eden Yunus orada güçlü bir tasavvuf eğitimi alır ve nefsini terbiye eder. Yunus şiirlerinde Allah’ a duyduğu aşkı dile getirmiştir. Türkçeyi güzel kullanan en güçlü şairlerden biridir. Sade, samimi, yalın ve içli bir dille yazmış olduğu ilahiler asırlarca halk arasında okunmuş ve ezberlenmiştir. Yunus Emre’ nin Risaletü’n Nushiyye nasihat kitabı anlamına gelen bir mesnevisi vardır. Aruz ölçüsü kullanmıştır. 563 beyitten oluşur. Bu kitabından anlaşıldığı üzere Yunus Emre tekke eğitiminin yanında iyi bir medrese eğitimi görmüş Arapça ve Farsça öğrenmiştir. Yunus Emre’ nin mezarı Eskişehir yakınlarındaki Sarı köydedir. Fakat on ayrı yerde türbesi bulunmaktadır. Bunun sebebi halkın onu ne kadar çok sevdiği ve onların gönlünde taht kurduğudur.

İlahi : Allah’ la ilgili anlamına gelir. Tekkelerde, Allah aşkı ile söylenen şiirlerdir. Hem hece hemde aruz ölçüsüyle yazılabilir. Genellikle 7′ li ve 8′ li hece ölçüsüyle söylenir ve dörtlüklerle yazılır. Değişik tarikatlara göre isim alır. (Deme, nefes,)

Kaygusuz Abdal

13. yüzyıl tasavvuf şairidir. Asıl adı Gaibi’ dir. Kaygusuz Abdal, Abdal Musa’ nın elmalıdaki dergahına 40 yıl hizmet etmiştir. Kaygusuz Abdal Alevi Bektaşi halk şiirin geleneğini sürdürür. Bazı şiirlerinde “Sarayi” mahlasını da kullanmıştır. Şiirlerini hece ölçüsünün yanında aruzla da yazmıştır. Kaygusuz Abdal nefes adı verilen Bektaşi şairlerinin söyledikleri şiirleriyle ünlüdür. Fakat nefes şiiri denilince en tanınmış şair “Pir Sultan Abdal” dır. Nefesler 7′ li 8′ li 11′ li hece ölçüsüyle söylenen Tasavvufi şiirlerdir. Hz. Muhammed ve Hz. Ali içinde övgüler vardır.

Eserleri : Divan-ı Gülistan, Divan-ı Birgün, Budalaname

Hoca Devhani

Aslen Horasan’ lı olan Hoca Devhan’ i Selçuklu döneminde yaşamıştır. Anadolu’ da Türkçe ile divan edebiyatı ürünleri veren ilk şairdir. Selçuklu Sultanı III.Alaaddin Keykubat’ ın takdirini kazanmış, onun isteği üzerine Selçuklu Şeyhnamesi’ ni yazmıştır.

Dini Tasavvufi Türk Şiiri Nazım Şekilleri (Şiir Türleri)

  1. İlahi – Yunus Emre
  2. Nefes – Pir Sultan Abdal – Kaygusuz Abdal – Bektaşi Tekkelerinde
  3. Nutuk – Pir Sultan Abdal

Battalname : Emevilerin 8. yüzyılda Bizans’ a karşı yürüttüğü savaşta ünlenen Türkler arasında Seyyit Battal Gazi adıyla bilinip destanlaşan Türk Kahramanı’ nın anlatıldığı eserlerdir. Söylenenlere göre Battal Gazi, Hz. Ali soyundan Hüseyin Gazi’ nin oğludur. Çok  güçlü ve zekidir. Dini ilimleri küçük yaşta öğrenmiştir. Bütün dilleri konuşur. Keşiş kılığına girip Manastırlara girip Rahiplerle tartışarak onların Müslüman olmalarını sağlar. Hristiyanlığa karşı savaşır. İlahi bakış açısıyla metinler oluşur.

Dede Korkut Hikayeleri

15. yüzyılın sonunda yazıya geçirilmiştir. 12 hikayeden oluşur. Bu hikayelerin teması Oğuz Beyleri’ nin başlarından geçen maceralardır. Hikayelerin ikisinde Oğuzlar’ ın kendi iç mücadeleleri ikisinde Doğa üstü varlıklarla mücadeleler sekizinde ise Kuzey’ deki ve Batı’ daki Hristiyanlarla Mücadeleler anlatılmaktadır. Destan’ dan halk hikayeciliğine geçiş eserleridir. Dede Korkut hikayeleri de Doğa betimlemeleri göçebe hayat ahlak ve aile yaşantısı ve kahramanlık konuları işlenir. Dede Korkut ismi verilen anlatıcı tarafından hikayeler anlatılır. Dede Korkut meçhul bir halk ozanıdır. Olağanüstü ve gerçek olaylar hem düz yazı hemde şiir bir arada kullanılmıştır.

Cemşid ü Hurşid : Doğu mitolojilerinin en eski aşk öykülerinden biri olan  Cemşid ü Hurşid  bir mesnevidir. Ahmedi tarafından yazıılmıştır. 2700 beyittir.

13-14. Yüzyıldaki Öğretici Metinler

Makalat : Hacı Bektaşi Veli tarafından Arapça yazılmıştır. Bektaşili ve Türk tasavvufunun önemli kaynaklarındandır.

Mantıku’t-Tayr (Kuş Dili) : İranlı şair Feridüddin-i Attar’ ın yazdığı farsça, alegorik özellik gösteren gül şehri eseri aynı adla Türkçe bir mesnevi olarak yazılmıştır. İlk bakışta anlaşılması zor gibi görünen anlayış ve yaşam biçimi olan tasavvufi değerler sistemini kuşlar arasında geçen bir öykü etrafında somutlaştırılarak anlatmıştır. Bu yönüyle fabl a benzer.

Nasrettin Hoca Fıkraları : 13. yüzyılda yaşadığı öne sürülen Türk halkının olay ve olgular karşısında takındığı tavrı espirili bir şekilde dışa vururdu. Bu fıkralar söylendiği dönemde yazıya geçirilmemiştir. Orjiinal haline ulaşmak imkansızdır.

Fütüvvetname : Fütüvvet iyi huyların toplamı demektir. Bu huylar genel olarak nefisle mücadele etmek. Allah’ın emirlerine uymak herkese iyilik yapmak cömert ve misafirperver olmak . Herkesi bir görüp kendini herkesden aşağı görmek Fütüvvet teşkilatı’ nın esaslarına girer.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

thirteen + four =

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyici kullanıyorsanız, kapayıp tekrar girmeyi deneyiniz.