Edebiyat

Realizim, Natüralizm, Parnasizm, Sembolizim (Edebiyat)

Realizm

19. yüzyılın ikinci yarısında romantizme tepki olarak doğmuştur. Olguculuğun etkisi altında hayali ve duyguyu yenme akımıdır. Hayal ve duygu atılınca yapılması gerekeni gözlem, araştırma, inceleme gibi bilim yöntemlerine önem vermektedir.

Realizmin Temel Özellikleri

  • Gözleme ve belgelere dayanır.
  • Konular gerçek yaşamdan alınır; olaylar, kişiler, çevre, günlük hayatta rastlanan ya da rastlanma olasılığı bulunan olay, kişi ve çevrelerdir.
  • Betimlemeye romantiklerden daha çok önem verilir; gözlem ve betimleme olayın içindeki kişilere bağlı kalır.
  • Olayların, davranışların, kişilerde bıraktığı izlenimler, duygu ve düşünceler, ruhsal çözümlemeler yapılır.
  • Karakter ve töre betimlemelerine önem verilir, bunlar sanat yapmak amacı taşımaz.
  • Yazar, romanın dışındadır; kişiliği gizler, taraf tutmayan bir gözle inceler, anlatır. Bu bilimsel yöntemin edebiyata uygulanmasının sonucudur.
  • “Sanat sanat içindir.” ilkesiyle hareket edilen realizmde üslup; açık, sağlam yapmacık değildir.
  • Realizm, daha çok roman ve hikayede etkili olmuştur.

Natüralizm

Natüralizm, gözlemle birlikte deneyi de uygulayan edebiyat akımıdır. En önemli bilimsel dayanağı determinizm (gerekircilik) dir. Bilimsel araştırmalarda gerekircilik ve kuşku, sonuca ulaşmak için en önde gelen yöntemlerdir.

Determinizm, “Doğada her olayın bir nedeni vardır, aynı nedenler, aynı koşullarda aynı sonucu doğurur.” yargısına dayanır. Natüralizm, realizme tepki değildir; realizmin aşırıya götürülmüş biçimi sayılabilir.

Natüralizmin Temel Özellikleri

  • Bu akıma göre “sosyal çevre” nin insan ruhu üzerinde ki etkisi yanında “soya çekim” inde payı vardır.
  • Natüralist sanatçılar yapıtlarda kişiliğini gizler, tarafsızdır, sadece olanları gözlemekle, gözlediklerini de yazmakla yükümlüdür, böylece bir tutanak yazıcısı gibidir.
  • Natüralizmde kişiler bilim adamı yaklaşımıyla incelendiği için yaşamın çirkin ve iğrenç yanlarının anlatılmasından çekinilmez.
  • Yapıtlarda doğal ve toplumsal çevreyle insan betimlemesine geniş yer verilir; yaşam “labaratouvar” , insanda “deney aracı” olarak görülür.
  • Karakter önemli değildir, her şey soya çekimle ilgili olduğu için huy(mizaç) esas alınır.
  • Toplumsal çürümüşlük nedeniyle olaylar kötümserlik havası içinde görülmüştür.
  • Yapıtlarda halkın anlayacağı bir dil kullanılmıştır.

Parnasizm

Romantizme tepki olarak doğan parnasizme, şiirde duygusallığa karşı çıkmış “şiirde gerçekçilik” denebilecek bir anlayışı benimsemiştir.

Parnasizm Temel Özellikleri

  • Şiirde ozan, kişiliğini gizlemiş; şiir iç dünyadan dış dünyaya, öznellikten nesnelliğe açılmış; ozan kendi kişisel duyguları ve tutkuları yerine dış dünyadaki gözlemlerini nesnel bir tutamla anlatmıştır.
  • Yunan ve Latin kültürüne, mitolojiye yeniden dönülmüştür.
  • Tarihin her devrinden uzak ve yabancı ülkelerin kültür ve efsanelerinden yararlanılmıştır, böylece şiire egzotik bir hava vermiştir.
  • Felsefi düşünceler bilim ve fenle ilgili görüşler işlenmiştir.
  • “Sanat için sanat” anlayışı benimsenmiş, şiirde biçim olgunluğuna önem verilmiştir. Nazım tekniği üzerinde titizlikle durulmuştur.
  • Ölçü, uyak önem kazanmış ve dış ahenk unsurları üzerinde durularak dilin ustalıkla kullanılması önemsenmiştir.
  • Toplumsal sorunlara ilgili gösterilmemiştir, şiirin biçimsel güzelliği yeterli sayılmıştır.

Sembolizm (Simgecilik)

Realizme ve parnasizme tepki olarak doğan edebiyat akımıdır. Kaynağını, pozitivizm ve determinizme karşı “Dünya bir tasarımdır, bir hayalden ibarettir.” yolundaki idealist felsefeden alır. 1885 – 1902 yılları arasında geçerliliğini koruyan sembolizm, sözcüklerin musikisi ve sembollerin yardımıyla duyguların en ince ayrıntılarına kadar inmeye çalışan edebi akım özelliği gösterir.

Sembolizmin Temel Özellikleri

  • Gerçeği olduğu gibi anlatmanın olanağı olmadığından şiir gerçeği değil, gerçeğin insan üzerinde bıraktığı etkiyi anlatmaktadır.
  • Dış dünyanın insan duyularına seslenilerek sezdirilir. Bunun içinde semboller kullanılır.
  • Telkine önem vermişlerdir. Bunun içinde musikiden yararlanılmış; “Şiir, sözle musiki arasında, sözden ziyade musikiyle yakın ortalama bir dil olarak algılanmıştır. Şiirdeki musiki dış musiki değil iç musikidir, uyumdur.
  • Anlamda kapalılığa önem vermemişlerdir. Bunun içinde konularını daha çok güneş batımları loşluklar, sessizlikler, ay ışıklar, durgun sular oluşturmuştur.
  • Klasik nazım biçimleri yerine müstezat ve serbest nazım türlerini kullanmışlardır.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

nineteen − nineteen =

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyici kullanıyorsanız, kapayıp tekrar girmeyi deneyiniz.